şimdi sensizlik dipsiz bir kuyu... şimdi sensizlik eski çağlardan kalma dört duvar bir mezar odası... özlemin uzadıkça uzayan kilometrelerin sancısı... yanlızlığa yeniliyorum olmadığın zamanlarda... gündüz düşleri bırakmıyor yakamı... karanlığını seviyorum en çok... bir de derinliği sonsuz gözlerini... bir de dokunmaya doyamadığım ellerini... hayali zamanlar düşlüyorum... deniz mavisi bir mekanda hayal ediyorum ikimizi.. sadece sen ve ben... sana sığındığımı, üşüdükçe hücrelerine daha bir sokulduğumu hayal ediyorum... bu üşümek hissi hiç bitmesin, sen beni sarmaktan hiç vazgeçme istiyorum... en derinine al beni... sadece sende kalayım.. senden başka kimseler görmesin, kimseler dokunmasın huzunlu ruhuma... karanlığına al beni... o karanlıkta unutmayayım ateş böcekliğimi...
Saygı duyulacak insansın. Yazılarını bir bölümünü okudum, Bir köpeğin ağzından son okuduğumdu. Hepsi birbirinden güzel herbiri birbirinden anlamlı. Duygu yüklü mısralarında ama kendimi gördüm ama vefasızları yada hayatı.
Yazılarında okadar yoğun duygular varki. Okuyupta etkilenmemek elde değil.
"Yağmur sonrası karanlıkta bir şehir
İçinde ben.
Şarkılar çalıyor taksilerin teyibinden
Giderken sen...
Tüyleri ıslak kuşlar su içiyorlar çeşmelerden
Kimsenin umrunda değiliz,
Ne aşk
Ne ben"